Deprem Psikolojisi
Deprem,
oluşturduğu yapısal yıkımın yanı sıra insanların yaşamlarını derinden etkileyen
ve ciddi psikolojik etkilere sebep olabilen bir doğa felaketidir. Büyük
depremler, aniden meydana gelir ve insanları sarsar. Deprem felaketine maruz
kalan bazı bireylerde, fiziksel bir yaralanma olmasa da duygusal sorunların
ortaya çıktığı görülebilir.
Doğal
afetlerde insanlar farklı tepkiler gösterebilir, insanların tepki göstermesi,
duygularını yaşaması çok olağan bir durumdur. Örneğin, depremi yaşamış birey
depremden etkilenmiş olsa da birey yaşamına normal bir şekilde devam edebilir. Buna
rağmen depremi hissetmemesine rağmen yalnızca iletişim araçlarından takip eden
birçok kişide çeşitli sorunlar görülebilir. Yüksek riskli deprem bölgesinde
yaşayan Japonlar, yapılarının sağlamlığına güvendikleri ve sık sık deprem
yaşamaya alışmış oldukları için deprem fikri onları etkilemeyebilir.
Deprem
ve benzeri insan yaşamını tehdit eden, aniden gelen olaylar karşısında insan
beyni iki tür tepki verir: İlki, tehlikenin değerlendirmesini yapmak, ikincisi de
tehditten korunmaktır. Bu tehdit algısı bireyin bünyesinde “Savaş ya da Kaç’’
yanıtı oluşturur. Vücut tehlikeli durumdan sıyrılmak için bir dizi fizyolojik
değişim meydana getirir. Kalp atışının ve nefes alıp vermenin hızlanması, kasların
gerilmesi, korku hali, aşırı şaşkınlıkla var olan sürece inanamama, uyuşma
hissi, terleme, titreme ve bulantı gibi belirtiler gözlemlenebilir. Tehdit durumu
ortadan kalktığında ise yaşanan zorlu sürecin, insanın duygu ve düşünce
dünyasına ve yaşamının anlamına yaptığı etkiyle baş edebilme sorunu ortaya
çıkar.
Deprem
psikolojisinde üç dönem yaşanır:
Birincisi, şok dönemidir. Birey şaşkın
ve dona kalmıştır. Hiçbir amacı yoktur, yaralandığının bilincinde değildir. Kendisine veya diğer kaza kurbanlarına
yardımcı olma çabası göstermez. Zaman ve mekân algısını kaybeder, bellek kaybı
yaşanır. Bu sebeple yakınlarını kurtarma noktasında başarılı olamazlar. Şok
tepkisi, bedenin psikolojik savunma mekanizmasıdır. Birey bu sayede olaya
yabancılaşarak psikolojik dağılmadan kurtulabilmektedir. Bu etki 1-2 gün devam
edebilir. Bazı bireylerde ise panik ve çılgınca davranışlar yaşanabilir. Birey
her saniyenin çok kıymetli olduğuna ve zaman kaybetmemesi gerektiğine inanarak
harekete geçmek ister. Kendisini 2-3. kattan aşağı atan insanların psikolojisi
böyledir.
İkinci dönem, pasifleşme dönemidir.
Birey bu dönemde çevreden gelen her türlü yardıma muhtaç durumdadır. Mağdur
kişi telkine açık ve pasif haldedir. Yardım etmeye çalışan kişilerin önerilerini
dinler ve yapmaya çalışır fakat basit işleri bile yapamayacak durumdadır. Bu
aşamada kişiler kendilerini güçsüz ve yorgun hissederler. Çevreden gördüğü
destek sayesinde farkındalığı artar ve bilinçli hareket etmeye başlar.
Üçüncü dönem, toparlanma dönemidir. Bu dönemde bireyin kaygı düzeyi yüksektir, birey telaşlıdır. Olayı düşüncelerinde ve rüyalarında sürekli olarak tekrarlar. Durduk yere irkilme tepkileri, ufak bir tık sesi ile sıçramalar gerçekleşir. Uyku derinliği bozulur, kâbuslu rüyalar görülür. Bu dönem sağlıklı bireylerde birkaç gün içinde geçer.
Deprem
Sonrası İnsan Psikolojisi
Deprem
sonrası psikolojik etkiler arasında korku, keder, suçluluk ve öfke gibi güçlü
zihinsel ve duygusal durumlara rastlanabilir. Uyku ve odaklanma sorunları
ortaya çıkabilir. Yaşananlar zihinde sürekli canlanabilir. İnsanlar genel
olarak dünyayı güvenli bir yer olarak görme eğilimindedirler. Bu nedenle
beklenmedik bir anda gelen bu sarsıcı olay, insanların ölümlerine şahit olmak,
bireylerin güvende hissetme duygusunu zedeler. Bu şartlarda yapılması gereken,
ilk yaraların tedavi edilmesinden sonra, yaşanan trajedinin kabullenilmesi,
yaşamın yeniden anlamlandırılması ve kalınan yerden yaşamsal sorumluluklara
devam edilebilmesidir.
Travma
Sonrası Stres Bozukluğu
İnsanların
büyük çoğunluğu birkaç hafta içerisinde yeni duruma alışıp, iç dengelerini
kurar ve zorluklarla başa çıkar. Ancak bazı insanlar için bu sıkıntılı süreç,
aylar ve bazen yıllar boyu devam edebilir. Bu duruma, “Travma Sonrası Stres
Bozukluğu” adı verilir. Bu durumu yaşayan bireyler, travma yaratan olayı
sürekli olarak zihinde ve rüyalarda canlandırır. Travmayı anımsatan
uyaranlardan kaçmak ister. Duygusal olarak küntleşir, yaşama yönelik
umutsuzluk, öfke ve huzursuzluk içerisindedir Tanı için bu belirtilerin bir
aydan daha uzun süredir devam ediyor olması ve günlük yaşamda işlevsizliğe yol
açması belirtileri aranır.
Deprem
Travmasına Yaklaşım
İnsanların travmayla başa çıkabilmeleri için
sabit bir reçete yoktur. Bireyin kişiliğine ve yaşam biçimine uygun yöntemler
gereklidir.
Depremin
hemen ardından yapılacak psikolojik yardımda kişiye, yaşadıklarını ve
duygularını rahatça ifade edebilme olanağı sunmak; zihinsel ve bedensel olarak
rahatlamasına olanak sağlamak, ulaşabileceği yakınlarından yardım istemesi için
cesaretlendirmek önemlidir.
Deprem
sürecini yaşayan birey, konuşmak istemediği takdirde zorlanmamalıdır. Kendisini
ifade etmek istediği zamanda duygu ve düşüncelerini paylaşabileceğini
bildirmek, bireyin rahatlamasını sağlayacaktır. Birey hislerini anlatmaya karar
verdiğinde, onu dinlerken yaşadıklarını önemsizleştiren, deneyimini anlatmasına
ve yaşamasına izin vermeyen, duyguları bastırmaya teşvik eden, eleştirici
yorumlardan kaçınılmalıdır.
Birey,
travma sonrası stres nedeniyle dikkat ve odak sorunları yaşayabilir. Bu nedenle
yoğun dikkat gerektiren işlerde kendisine yardımcı olunabilir.
Rahatlatıcı
müzik dinleme, nefes egzersizleri ve gevşeme çalışmaları bireylerin gergin
durumlarından uzaklaşmaları için başvurulabilecek yan etkisiz ve yararlı
yöntemlerdir. Günlük yaşamı düzene koymak için bir plan yapılması belirsizlik
endişesinin azaltması açısından bireylere iyi gelebilir. Bireyleri günlük
tutmaya teşvik etmek, duygu ve düşüncelerini rahatça dışa vurmasını güvenli bir
şekilde sağlarken aynı zamanda bireyin iç dünyasını yazılı bir gerçekliğe
dönüştürecektir. Yukarıda söz edilen yöntemlere rağmen birey, iki haftayı geçen
bir süreden sonra hâlâ çok yoğun korku ve keder yaşıyorsa, günlük yaşama geri
dönmekte zorlanıyorsa, kendisine veya etrafa zarar verme riski taşıyorsa,
profesyonel destek sağlanması düşünülmelidir.
Bu
durumda, doktorlar, akıl sağlığı uzmanları (psikiyatristler, psikologlar ve
psikolojik danışmanlar), destek için başvurulacak profesyonellerdir. Tedavinin
amacı kişiye, stresle ve söz konusu olduğu takdirde matemle başa çıkma
becerilerini kazandırmak olmalıdır. Uygun görülen durumlarda, ilaç tedavisi
gerekebilir.
KAYNAKÇA
Deprem
ve Sonrası Psikolojisi, Şafak Nakajima, Okmeydanı Tıp Dergisi 28(Ek sayı
2):150-155, 2012 doi:10.5222/otd.supp2.2012.150
https://www.medilife.com.tr/85-saglik-rehberi/3087-depremin-psikolojik-etkileri/
http://centralhospital.com/saglikrehberi/deprem-ve-insan-psikolojisi/
https://www.nevzattarhan.com/deprem-psikolojisi.html
Sakarya
İlindeki Liseli Ergenlerin 1999 Marmara Depremi Sonrası Travmayı Algılama,
Sosyal Destek Sistemleri Ve Umutsuzluk Belirtilerinin İncelenmesi, Yüksek
Lisans Tezi, Duygu Dizer, İstanbul, Mayıs 2008
Bir
Sosyal Psikolog Gözüyle Afetler, Pivolka, Nisan 2018, Cilt: 8, Sayı: 27

0 Yorum