Ruhumun Orucu
Hızlı bir çağda yaşıyoruz, her istediğimiz şey her
istediğimiz an önümüze seriliyor. Dünya koşuyor, biz de peşinden koşuyoruz. Bu
koşuşturmacanın içinde fazla düşünmeye, beklemeye, sabretmeye yer yok. An akıp
gidiyor ve bizlerde o anla akıp gidiyoruz. Öylesine gelip geçiyoruz bu
dünyadan. Öylesine yaşıyoruz.
Zaman
akıyor, çevremizde türlü güzellikler gelişiyor. Güneş bir gün bizimleyken diğer
gün bulutların arkasına saklanıp bulutların güzelliğini fark etmemizi, belki de
onları izleyip hayaller kurmamızı istiyor. Hayal denizinde yeni düşüncelerle
yol almamızı istiyor. Yeşillerin içinden bir papatya daha en güzel haliyle
süzülüyor gökyüzüne doğru. Yavaş yavaş yüzünü güneşe çeviriyor, tüm zarafeti ve
asilliğiyle. Dur, diyor insana, sakince seyret en güzel dansımı sunuyorum sana.
Mevsimler değişiyor, ağaçlar bir anda yeşilden kahverengiye dönüyor, yavaş
yavaş yapraklarıyla vedalaşıp kendi kabuklarına çekiliyorlar. Yemyeşil bir
ağaçtan geriye kalan kuru dallar yığını, sadece dış görünüşe bakan aceleciler
için. Aslında bilseler, ağaç içten içe kendini bir sonraki mevsime en görkemli
haliyle dönebilmek için hazırlıyor.
Anlaşılmayı bekleyen bir
kâinat var etrafımızda, kâinat artık yavaşlamamızı istiyor. Durup düşünmemizi,
her ana, her canlıya, her varlığa değer vermemizi istiyor. En çok da kendimize…
Dur ey insan! Fark
edilmeyi bekleyen ne çok an var, fark edilmeyi bekleyen ne çok biz var
içimizde. En son ne zaman durup kendin için, dünya için düşündün? En son ne
zaman sadece gökyüzüne bakıp bir kuşun kanat çırpışını seyrettin? Ya da hiç
sessizce durup böceklerin eşsiz melodilerinde kayboldun mu? En son ne zaman
günlük telaşelere ara verdin?
Biz bu soruların
cevaplarını düşüneduralım, Allah(c.c.) yine bizi bizden önce düşünmüş ve biz
insanlığı ve bütün kâinatı Ramazan ayı ile şereflendirmiş. İnsana ruhunu
dinlendirebilmesi ve her türlü kötü histen arındırabilmesi için böyle bir
fırsat sunmuş. Sadece bakmak isteyenler orucu aç kalınan süre olarak
nitelendirirler. Ama görmek isteyenler orucun sadece aç kalmakla
nitelendirilemeyeceğini bilirler.
Ramazan ayı otuz günlük
bir süreyi kapsar, yani yeni alışkanlıkların edinilebilmesi için yeterli bir
süreyi. Bireyler bu süreçte sabretmeyi, öfkelerini yönetebilmeyi ve
davranışlarını kontrol edebilmeyi öğrenirler.
Yeme ihtiyacını istediği
zaman karşılayamayan insan, sabretmeyi, aç ve susuz canlılarla empati
kurabilmeyi öğrenir. Gelişen empati duygusuyla çevresiyle ilişkileri olumlu
yönde gelişebilir. Paylaşmayı ve çevresindeki canlılara da duyarlı olmayı
öğrenir. Psikososyal gelişimin önemli adımlarından birini başarıyla tamamlamış
olur.
İnsan bu süreçte,
düşünmeye daha çok vakit ayırır. Hayatı sakinleşme, yavaşlama moduna alır. Bu sayede yaratılan her şeyin kıymetini daha
iyi anlar. Daha çok şükreder varlığa, var olan her şeye. Şükür, kalplerimiz
için varlığı önemli bir egzersiz niteliğindedir. Şükrettikçe insan, olumlu
duyguları gelişir. Sahip olduklarının farkına varır ve kıymetini bilir. Artık
sahip olamadıklarını düşünüp kendini üzme gibi detaylara girmek, hayatında
önemsiz kalır. Bir nevi şükür bizleri depresif duygulardan uzaklaştırır,
diyebiliriz.
Oruç ibadeti, insana iftar ve sahur ile
kılınan teravih namazlarıyla, diğer ibadetlerle hayata çekidüzen verme imkânı
tanır. Oruç ayı olan Ramazan, kulun Rabbine yaklaşmasını sağlar. Allah’a yakın
olmanın verdiği güven duygusuyla anksiyete bozukluğu belirtileri azalır. Koşturmacalı
bir yaşamın getirisi olan kaygıların yerine güven duygusu gelir.
Oruç bedenin zekâtı
olarak, vücutta biriken zararlı unsurların yok edilmesi için metabolizmaya
büyük bir imkân sağlar. İnsanın vücudunu madde ve mananın sırlı ve ahenkli bir
birleşimi olarak görmeye başladığı bu ayda vücutlar yenilenir, düşünce
yenilenir. Birey yeni bir bakışla hayata devam eder.
Durup düşünmemize,
hayatta nefeslenmemize olanak sağlar. Hani demiştik ya, fark etmemizi sağlar,
yaşamı, çevremizdekileri, kâinatta var olan her şeyi. Kendimizi yeniden
bulmamızı sağlar. Anı yaşarken kaybolmayı değil, anın tadına ve kıymetine
odaklanabilmeyi sağlar.
Yaşam bize verilen en
güzel nimet, her detayında bir varoluş mucizesi gizli. Sırf bu yüzden,
kalabalıklar içinde kaybolmak değil, yeniden var olmak bilinciyle...

0 Yorum